harika manzaralar tarih ve huzur turistik dogu ekspresiyle kars deneyimi ZJwABOSI.jpg

Harika manzaralar, tarih ve huzur: Turistik Doğu Ekspresi’yle Kars deneyimi

Turistik Doğu Ekspresi’nin büyülü dünyası, rayların ritmik sesi ve pencereden süzülen karlı manzaralarla bir kez daha yolcularını çağırıyor. Biletler satışa çıktı ama yer bulmak pek kolay değil; seferler 22 Aralık’ta başlayacak. Ankara’dan bilet bulamazsanız, Kars’tan Ankara yönüne yolculuk için bilet kovalayabilirsiniz. Ben öyle yapmıştım ve bu rota da çok güzel. Yol boyunca hangi duraklarda durmalı, nereleri keşfetmeli, Kars’ta hangi gizli köşeleri görmeden geçmemeli? İşte size Turistik Doğu Ekspresi ve Kars gezi rehberi…

“`html

Turistik Doğu Ekspresi ile Unutulmaz Bir Seyahat Deneyimi

Trenle seyahat etmeyi her zaman sevmişimdir. Dışarıdaki manzarayı izlemek, istasyonlarda verilen kısa molalarda dinlenmek… Tüm bu anlar bana tarifsiz bir huzur veriyor. Rayların üzerinde ilerleyen trenin ritmik sesi, aklımı dinlendiriyor.

Birkaç hafta önce, günübirlik ziyaret ettiğim Eskişehir’de bu hissi yeniden yaşamıştım. Trenle bile olsa kısa bir yolculuk, ruhuma çok iyi geliyor. Bu sırada, geçmişte keyifle yaptığım Turistik Doğu Ekspresi maceram aklıma geldi.

Eşimle birlikte bu yolculuğu yapmak hayalimizdi. 2020 yılında, evlilik yıl dönümümüzde, şans eseri bilet bulup bu yolculuğu gerçekleştirdik. O an, ikimiz için de hafızalarda kalacak bir hediye oldu. Ancak planlarımızı değiştiren bir detay vardı: Ankara–Kars yönüne bilet bulamadım.

BİLETLER HIZLA TÜKENİYOR, FİYATLAR YÜKSELDİ

Biletlerin dakikalar içinde tükenmesi, son yıllarda değişmeyen bir gerçek. 2025-2026 kış sezonu için aldığım biletler TCDD’nin sitesinde hemen dolmuştu. Fiyatlar, geçen sezona göre %15 ila %17 arasında artmış. Bu yıl iki kişi için bilet ücreti 12 bin ile 17 bin TL arasında değişiyor. Ankara-Kars turlarının fiyatları ise 50 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Turistik Doğu Ekspresi

Fotoğraflar: İsmail SARI

Bu durum karşısında ben de Kars’a uçakla gitmeyi tercih ettim. Dönüşte Kars’tan Ankara’ya bilet bulmak ise biraz daha kolay oldu. Bu yıl depart ettiğiniz yer kesinlikle Ankara olmak zorunda değil; bu eşsiz yolculuğu “ters yönde” de yapabilirsiniz.

RAYLAR ÜZERİNDE KENDİ EVİMİZDE HİSSETMEK…

Trene bindiğimizde ilk işimiz kompartımanımızı renklendirmek oldu. Küçük ışık şeritleri astık, mumlarımızı yerleştirdik ve yanımıza aldığımız atıştırmalıkları düzenledik. Küçük bir elektrikli ısıtıcı ile kendi yemeklerimizi de hazırladık.

Turistik Doğu Ekspresi popüler hale geldiğinde, yolcular yanlarında küçük piknik tüpleri getirip tren içerisinde yemek yapabiliyordu. Ancak bu uygulama güvenlik sebebiyle yasaklandı. Artık vagonlar arasında bu tür ekipmanların kullanılması da mümkün değil.

Turistik Doğu Ekspresi İçi


Benim yolculuk dönemimde elektrikli ısıtıcıların kullanımı serbestti; bu yüzden rahatlıkla kullanabiliyorduk. Ancak zamanla daha katı kurallar getirilmiş olabilir.
Kompartımanlar oldukça konforlu; iki kişilik ranza, mini buzdolabı ve lavabo mevcut.

KARS’TAN SİVAS’A, ORADAN ANKARA’YA

Dönüşümüz Sivas’ta bir durak veriyor. Hatırladığım kadarıyla burada yaklaşık 3-4 saatlik bir mola süresi var ve bu süre, şehri keşfetmek için fazlasıyla yeterli. Tren garında beklerken, yolcular için şehir turu düzenleyen araçlar bulunuyor. Bu araçlarla hem Sivas şehir merkezini hem de Divriği’yi keşfetme fırsatı bulabilirsiniz.

Sivas Şehir Turu

Biz de bu zamanı değerlendirmek için tura katıldık. İlk durağımız Divriği Ulu Camii oldu. Caminin taş işçiliği gerçekten muazzamdı; her detayı bir sanat eseri. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu yapı, taşın zarif bir dantel gibi işlendiği muhteşem bir eser.

Daha sonra Sivas merkeze geri döndük. Burada Sivas Atatürk ve Kongre Müzesi’ni gezecek fırsatımız oldu. Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı o tarihi binada dolaşırken, tarihin derinliklerine kısa bir yolculuk yapmış gibi hissettim. Kültür, tarih ve doğa bu yolculukta iç içe geçmiş. Doğu Ekspresi yalnızca muhteşem manzaralar değil, aynı zamanda bu duraklardaki eşsiz hikâyelerle de büyülüyor.

Divriği Ulu Camii

EĞER TRENE ANKARA’DAN BİNMİŞ OLSAYDIK…

Biz dönüş yönünde yolculuk yaptık ama eğer Ankara’dan Kars’a gitmiş olsaydık, güzergahımız şu şekilde olurdu: Tarihi Ankara Garı’ndan hareket eden tren, Erzincan ve Erzurum duraklarına uğruyor. Bu duraklarda şehir turları düzenleniyor. Kış aylarında karla kaplı manzaralar, pencereden bakıldığında adeta bir tablo gibi. Erzurum’a vardığınızda ise lezzet tutkunlarını Çağ Kebabı bekliyor.

MASALSI BİR ŞEHİR: KARS’TA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Kars, yürüyerek gezmenin keyfini çıkarabileceğiniz, her köşesiyle büyüleyici bir destinasyon. Soğuk havasına karşın içimizi ısıtan bir enerjiye sahip. Şehre ilk adım attığımızda kendimizi tarihin, mimarinin ve doğanın birleştiği bir zaman diliminde bulduk.

Kars Kalesi

İlk gideceğimiz yer doğal olarak Kars Kalesi oldu. Şehrin yüksek bir tepesinde konumlanmış bu kale, daş duvarları ve büyüleyici manzarasıyla etkileyici bir yapı. Kaleden şehre ve uzakta parlayan kar örtüsüne bakarken, muazzam bir tablo manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Rüzgar sert esiyor ama manzara öyle güzel ki oradan ayrılamıyorsunuz.

Kaleden indikten sonra, şehrin dar sokaklarına daldık. Her sokak, geçmişten günümüze taşınmış gibi. Rus dönemine ait mimarisiyle Kars, gerçekten farklı bir atmosfere sahip. Taş yapılar, yüksek tavanlı evler ve demir işleme balkonları her biri ayrı hikâyeler anlatıyor.

Biz müze gezmeyi seven bir çift olduğumuz için sıradaki durağımız Kars Arkeoloji ve Etnografya Müzesi oldu. Bu müze, bölgenin binlerce yıllık tarihine dair harika bir eser. Urartu dönemine ait koleksiyonlar, geleneksel kıyafetler… Özellikle taş eserler salonu geçmişin izlerini canlı bir şekilde hissettiriyor. Sessiz, sade ama etkileyici bir müze.

Kars Arkeoloji Müzesi

DOĞANIN SESSİZ GÜZELLİĞİ: ÇILDIR GÖLÜ VE ANİ HARABELERİ

Kars gezimizin unutulmaz anları, şehir dışındaki duraklardan oluşuyordu: Çıldır Gölü ve Ani Harabeleri. Kış ortasında donmuş olan Çıldır Gölü, bembeyaz bir masal diyarı gibiydi. Göl üzerinde yapılan atlı kızak turu, hem nostaljik hem de büyüleyici bir deneyim. Kızak kayarken duyulan çıtırtı, gölün üstündeki rüzgarın sesi… O anın sakinliği insana huzur veriyor. Sıcak çayımızı yudumlarken, gün batımıyla birlikte zaman nasıl geçtiğini anlamadık bile.

Sonraki rotamız beni belki de en çok etkileyen yerdi: Ani Harabeleri. Burası, kelimelerin yetersiz kaldığı bir yer. Yüzlerce yıl öncesine dayanan taş yapılar, derin bir vadi kenarına dizilmiş gibi. Kiliseler, katedraller, ve tarihi kemerli köprü kalıntıları… Hepsi sessiz ama aynı zamanda çok etkileyici. Ani’nin ambiyansı, hem hayranlık hem de hüzün duyguları hissettiriyor. Orada, zamanın nasıl geçtiğini unuttuk.

Kars’tan ayrılırken içimde muazzam bir huzur vardı. Tarih, doğa ve kültür bakımından bu kadar zengin bir coğrafyada olmak, benim için gerçekten unutulmaz bir deneyimdi.

Spot fotoğrafı: Alamy

“`